HİKAYEMİZ
MELİS
CANGÜLER
İlhamım ve Atölyem
Hayatım Ayvalık'ta, zeytin ağaçları ve denizin sonsuz maviliği arasında yeni bir sayfa açtı. Doğanın sunduğu bu huzurlu ortam, beni epoksi sanatının büyüleyici dünyasıyla tanıştırdı. Her bir epoksi damlası, tıpkı Flamenko'daki bir adım gibi; duygunun, akışın ve zarafetin ifadesine dönüştü.
Japon kültürüne duyduğum hayranlık da bu yeni serüvene yön verdi. Japon mitolojisinde umut ve uzun ömrün sembolü olan turna kuşu, benim sanatsal yolculuğumun kalbine yerleşti.
Crane Lumière, işte bu iki dünyanın; doğanın dinginliğinin ve zarafetin buluştuğu bir atölye. Her bir parça, benim hikayemin ve tutkularımın sessiz bir yansıması.

"Bir Turna Kuşunun Işığı: Crane Lumière Hikayesi"
Yolculuğum, 1997'de Marmara Güzel Sanatlar Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünden mezun olmamla başladı. Yıllarca süren kurumsal hayatın ardından, içimdeki tutku beni İspanyol Flamenkosu'nun büyülü dünyasına çekti. Ritmin ve duygunun peşinde geçen o yıllar, bana sanatın sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu öğretti.



MARKA HAKKINDA
"Bir Turna Kuşunun Işıltılı Mirası"
Crane Lumière'in kalbinde, binlerce yıldır kültürlerde asalet, sadakat, zarafet ve uzun ömrün sembolü olan turna kuşun (crane) yer alır. Bu sembol, tasarımlarımda denge, incelik, ve kalıcılığı temsil eder.
Crane Lumière, doğallığın içinde saklı zarafeti yeniden hatırlatmak için doğdu.
Her parça, bir formdan önce bir his, bir ışıktan önce bir niyettir.
Kusursuzluğu aramaz; çünkü asıl güzelliğin ruhun doğallığında saklı olduğuna inanır.
Zamanın ötesinde, doğanın içinde, insanın kalbinde.
Crane Lumière’in tasarımları — bir objeden çok, yaşamın içinden süzülen sessiz bir şiir gibidir.
Her tasarım, bir ışık taşır:
Kimi zaman turna kuşunun zarafetinde, kimi zaman suyun içinde eriyen bir desenin dinginliğinde…
Hepsi aynı kaynaktan beslenir — ruhun ışığından.
Crane Lumière - Zamansız Zarafet
